Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “İstihdam şekilleri” başlıklı 4’üncü maddesinin B fıkrasında, sözleşmeli personel istihdamının usul ve şartları düzenlenmiştir. 28.6.1978 tarih ve 16330 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 6.6.1978 Tarih ve 7/15754 Sayılı Bakanlar Kurulu Karan ile de Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar yürürlüğe konulmuş, kamu idare, kurum ve kuruluşlarında mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlilerinin çalışma usul ve şartları düzenleme altına alınmıştır.  Sözleşmeli personellerin hizmet süreleri, ücretleri, çalışma pozisyonları, çalışma usul ve şartları gibi hususlarda hükümler içeren Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların düzenleme altına aldığı diğer bir husus ise, kamuoyunda iş sonu tazminatı olarak bilinen tazminat türüdür.

İş sonu tazminatı, Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esasların 7.maddesinde, “Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personel ile haftalık çalışma saati süresi 40 (kırk) saatin altında bulunan personel (Milli Eğitim Bakanlığında norm kadro sonucu ortaya çıkan öğretmen ihtiyacının kadrolu öğretmen istihdamıyla kapatılamaması hallerinde sözleşme ile çalıştırılacak öğretmenlerde 40 saat şartı aranmaz) hariç olmak üzere, fiilen, askerlik ve doğum dışında kesintisiz en az 2 hizmet yılını tamamlayan personele; aynı esaslarda öngörülen şartların gerçekleşmesi halinde ödenecek tazminat türü olarak öngörülmüştür. Kamu kurum ve kuruluşlarının yurt dışı teşkilatlarında sözleşmeli olarak çalıştırılan yabancı uyruklu personellerin ise sözleşmelerinde açıkça yer verilmesi durumunda iş sonu tazminatı alabileceği yine aynı esaslarla belirlenmiştir.

Ödenecek olan iş sonu tazminatının miktarı ise yine aynı maddede,  görev yapmakta olduğu pozisyon unvanları itibarıyla, 657 sayılı Kanun’a göre girebilecekleri hizmet sınıfındaki aynı veya benzeri kadro unvanı esas alınarak hizmet yılı ve öğrenim durumu aynı olan emsali personele 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesi tutarını geçmemek üzere, çalışılan her tam hizmet yılı için ayrılış tarihindeki hizmet sözleşmesinde yazılı aylık brüt ücret tutarı olarak öngörülmüştür.

Bu düzenlemeler doğrultusunda gerekli şartları haiz sözleşmeli personeller ve ölüm halinde mirasçıları,

  1. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu gereğince sürekli tam iş göremezlik geliri, malûllük veya yaşlılık aylığı bağlanması veya toptan ödeme yapılması,
  2. Hizmetlerine gerek kalmadığı için sözleşmesinin feshedilmesi veya yenilenmemesi,
  3. İlgilinin ek 6 ncı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca sözleşmeyi feshetmesi,
  4. İlgilinin işe alınma açısından gerekli olan niteliklerden herhangi birini sonradan kaybetmesi,
  5. İlgilinin ölümü,

Hallerinde iş sonu tazminatını talep edecek durumdadır.

Bu düzenlemeler ve emsal yargı kararları doğrultusunda önemle belirtmek gerekir ki,

Sözleşmeli personelin iş sonu tazminatını alabilmesi için aynı kurum ya da idare nezdinde çalışması gerekmemektedir. Kişi sözleşmeli personel olarak farklı idare veya kurumlar nezdinde çalışsa dahi iş sonu tazminatı talep edebilir durumdadır. Aynı nedenle, farklı idare veya kurumlar nezdinde geçirilen süreler de, iş sonu tazminatı hesaplamasında dikkate alınmalıdır. (Danıştay 12.Daire 2018/3059 E. 2019/2368 K.)

Yine, Personelin kendi isteği ile bir ay önceden haber vermek koşuluyla sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi durumunda dahi iş sonu tazminatının ödenmesi gerekmektedir.  Haklı nedenlerin varlığı halinde bir aylık ihbar süresine uyma zorunluluğunun bulunmadığı da emsal kararlarla hüküm altına alınmıştır. Örneğin Danıştay, sözleşmeli personelin kazandığı sınav sonrası memur olarak atanması nedeni ile sözleşmeyi feshetmesi durumunda, ilgiliye iş sonu tazminatının ödenmesi gerektiğini, feshin haklı nedene dayandığını, ihbar süresine uymasının kendisinden beklenemeyeceğini hüküm altına almıştır. Danıştay 2. Dairesinin 23/01/2014 tarihli, E: 2010/488 ve K: 2014/277 sayılı kararı ve Danıştay 11. Dairesinin 15/02/2016 tarihli, E: 2015/1467 ve K:2016/481 sayılı kararı)

Aynı şekilde ödenecek iş sonu tazminatı, 30 Ocak 2019 tarih ve 30671 sayılı Resmi Gazete’nin ilgili maddesinde yayımlanan Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 4’üncü maddesiyle 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’na eklenen 89.madde sayesinde gelir vergisinden muaf tutulmalıdır. İlgililerin kendilerine yapılan iş sonu tazminatında gelir vergisi kesintisinin yapılmaması gerekmektedir.

Son olarak, çalışılan kurum ya da idare tarafından iş sonu tazminatı ödemesi yapılmadığı durumlarda, öncelikle iş sonu tazminatı ödemesi için yazılı başvuru yapılması gerekmekte,  başvurunun kabul edilmemesi durumunda da emsal kararlar doğrultusunda yargı yoluna başvurulması gerekmektedir.

    http://emsal.danistay.uyap.gov.tr/BilgiBankasiIstemciWeb/

    https://statuhukuk.com/iletisim/

    Yorum yap